Zamazingo Filmler kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

Film izleme ve beğenme konusunda bazı zamanlarda duygularımla hareket ettiğimi farkediyorum. Bir karakterin ufak bir hareketi olsun, gereksiz gibi gözükebilen, laf arasında söylenmiş küçük bir cümle olsun, beni filme bağlamak ve onu sayısız kez izlemek için yetiyor. Ara ara bazı sahnelerini tekrar kolaçan ettiğim bir çok film mevcut. Bunun yanı sıra izledikten sonra yüzüne bile bakmayacağım ve benim için bir şey ifade etmeyen filmler de var ki bu gayet doğaldır. İşte burada zevkler ve renkler durumu ortaya çıkıyor. Konuyu özelleştirip bir Onur Ünlü filmi olan Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi üzerinden gidelim. Filmin hikâyesi, işlenişi, kurgusu, teknik konuları…vs hakkında çok fazla şey söylemek istemiyorum. İfade etmek istediğim başka şeyler var. Bir insan başka ülkelerin sinemasından neden hoşlanmaz? Yine [...]

The Tree 2010 Fransa-Avustralya ortak yapımı dram türünde film. Konusu nedir diye sorarsanız öylece kalakalırım. Çünkü konusu yok sayılır, aslında minicik bir konusu var ama onu söylersem bu sefer filmin tek spoilerını vermiş olurum. O yüzden fazla karıştırmayalım derim ben. Diyeceğim şu ki; The Tree sanatsal film kategorisinde incelense dahi sıfırın altında not alacak cinsten. Durağan filmleri sıkılmadan izleyebilen beni bile çileden çıkardı. Hani nefes almadan izlediğimiz filmler vardır, beynimizi, mimiklerimizi, duruşumuzu bile kontrol altına alır, The Tree’nin de böyle bir etkisi var ama negatif yönde. Evet nefes almıyorsunuz hatta boğuluyorsunuz. Öyle başına oturayım, izleyeyim kalkayım durumu da yok, aralara yeme içme molası filan şart. Özetle kaçın canınızı kurtarın, vaktinize yazıktır. Son olarak filmin artı yönlerinden bahsedelim; birincisi Avustralya da [...]

Hani izledikten sonra geçirdiğiniz zamana üzüldüğünüz bazı filmler vardır ya, “London Boulevard” da öyle bir film bana göre. Şöhretten fena halde canı sıkılmış bir bayanı anlatıyor. Doğal olarak onu bir şekilde korumaya çalışan esas oğlan. Bizim yeşilçamda çokça işlenen konulara benziyor. Zengin ama üzgün kız, fakir ama gururlu genç… Ve tabi ki İngilizce’nin dibine vurarak anlatıyor hikayeyi. Bildiğim kadarıyla İrlandalıların kullandığı bir şive var. Bizim sokak jargonu diye tabir edilen bir şiveye benzer. Kelimelerin olduğundan farklı şekilde söylenmesiyle oluşmuş. Filmin tek eğlenceli yanı ise bu. Unutmadan bir de müzikleri tabi. Güzel. Onun haricinde izlendiğinde size herhangi bir faydası olamayacak bir film. Senaryodaki kopukluklar çoğu zaman insanı sıkıyor. Kullanılan şiveye göre de ağızlardaki küfürler fena halde rahatsız edebilir ve ediyor. Ve [...]

Aferin. Al bu ödül senin, çünkü Boşnakları daha üstün bir vahşetle katledenlere bu derece desteği herkes veremez. Hem de kendi topraklarında yetişmiş biri olarak. Ah evet, ödüller verilirken zihniyetlere bakılmaz. Evet Amerika Birleşik Devletleri de Hiroşima’ya bombayı Japonya’yı alt etmek için atmadı zaten. Rusya’ya söylemek istediği bazı şeyler vardı. Gerisi teferruat. Avrupa tarafından bile ilk belgelenmiş soykırıma* “açıkça” destek veren birine gel bakıyım ne güzel patik örüyorsun sen öyle demek de ne demek? Ne yani siz Hitler’in vatanseverliğini baz alarak onunla oturup çay içip havadan sudan bahsedemez miydiniz? Ne kadar önyargılı ve yobaz ve olayları abartan ve barbarsınız. Barbarlıktan bahsedeceksek önce Srebrenitsa’da** yaşananlardan bahsetmeye ne dersiniz? Bu yazıyı neden hep nefret doldurdu böyle? Özür dilerim, ön yargılıyım. Bu söz için [...]

‘Siz’siz kader olmayacağı gibi, kader’siz’ eylem de olmaz. Hollywood’un ‘kader’ anlayışını size çarpık anlatmak istemesi kime ne kazandırıyor olabilir? Asi vatandaşı hiçbir yönetim istemez. Ancak punk, rock nd rollo emo kornişon turşuya asi gençliğin ‘asi’liği hükümetlere zararı olmadığı gibi istenilen bir durumdur. Bunun içindir ki, bir Hollywood sahnesinde geçen: -“Artık şunu anladım ki, herşeyi kader belirlemez, bazen de biz belirleriz.” sözlerindeki kaderin gerçekte ne olduğunu anlatma gibi bir derdi olmayanların, kader anlayışını çarpıtırken ki isyana sürükleme eylemi, devletler için pembe takım elbiseli asiyi temsil eder. Bunlar enaniyet (egoizm)i benimsemiş bir yaşam tarzının uzantılarıdır. Söylenilenin yanlış olması kimin umrunda, büyük adamlar(!) için tehlike arzetmeyen bir durum bu. Burada öfke ve nefret var, büyük adamların yönetebileceği harika bir silah. Ancak rahatsız olunan durum sahneye [...]

Sayfa 1 / 3123