Béla Tarr Röportajı
Ali Hasar yazdı. Avrupa Sineması, Kutsal Amaçlar, Röportaj kategorisinde yayınlandı.
Filmin başında Nietzsche’ye yapılan atıf ile Torino Atı, sizin direkt olarak en felsefi filminiz. Nietzsche’nin düşüncesi ile sizin filminiz arasındaki ilişkiyi, daha doğrusu, başyapıtınız ile Nietzsche’nin düşüncesi arasındaki ilişkiyi açıklayabilir misiniz? Felsefe ve sinema iki farklı dil. Felsefe, sinema dışında bir alanla çalışır. Torino Atı’nı felsefi bir film olarak adlandırmayı sevmiyorum. Çünkü her ikisi de birbirinden oldukça uzak. Sadece bir film. Benim için asıl soru, atın akıbeti. 1985’te Laszlo Krasznahorkai bu soruyu sormuştu ve buna bir cevap getirebilmek için 30 yıl gibi bir süre bekledik. Bu film, bu soruya bir cevap sadece. Atın kaderi, insanın kaderini mi tasvir ediyor? Denebilir ama, sembolik düzeyde çok güç, daha çok fiziksel olarak: tamamiyle birbirine bağlı olan üç tane canlı var, biri olmadan diğeri [...]
Doğu, Batı, Kadın, Sinema ve Lilja’nın Sonsuz Acıları Üzerine
İbrahim Sâki yazdı. Avrupa Sineması, İskandinav Sineması, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
“Bana, (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namazda kılındı” Hz. Muhammed (sav) / Nesâî, İşretu’n-Nisâ 1, (7, 61) İktibas ettiğimiz meşhur hadiste İslami öğretinin kadın telakkisine dair görüşleri tüm kapsayıcılığı ve açıklığıyla âyân edilmiştir. Kadın lafzının, insanlık tarihinde yer etmiş ve edecek olan tüm öğretiler, ideolojiler, düşünce ve inanç sistemlerinde pozitif haliyle mütabık kılınan namaz (ritüel, ispat, burhan) ve güzel koku (coşkunluk, ruhaniyet) kavramları ile birlikte zikredilmesi elbette beyhude yada tesadüfi bir durum değildir. Örneğin, İslami öğretide namaz olarak konuşlandırılan fakat geleneksel anlayışın tersine vücut hareketleri yada dua mırıldanmalarından ziyade bütüncül bir kulluk kabulü ve ispatının tezahürü olarak hadiste yer verilen abd mefhumu (ibadet, kulluk bilinci, teslimiyet, koşulsuz itaat, ritüel), bütün geleneksel inanç öğretilerinin, semantik düşünce oluşumlarının olmazsa olmazı ve bir [...]
Televizyon ve Kutsal
Kübra Nur Ayar yazdı. Kitap, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
Geçtiğimiz haftalarda bir gün, iki yaşındaki yeğenimle aynı odada oturuyorduk. O oyuncaklarıyla oynarken ben kitap okuyor, göz ucuyla da kendisini takip ediyordum. Televizyon açık imiş bu sırada, farkında değildim. Yeğenim arada televizyona bakıp oyuncaklarına dönüyordu ama, izleyip hele anlayabileceği hiç aklıma gelmemişti. Derken diğer odaya doğru koştu, ben de arkasından gittim. Beşiğine atlamıştı, kapıda beni görünce muzip bir edayla aynen şöyle dedi: “sen Murat’ı seviyon!” Önce yanlış duyduğumu sandım ardından televizyonda oynayan film aklıma geldi. O kısa filmde köylü bir kızın, ağanın oğlu Murat’a âşık oluşu anlatılıyordu. Kız birkaç kez arkadaşına Murat’ı seviyorum demiş idi sanırım, tam izlemediğim için ben de hatırlamıyorum. Oyuncaklarıyla meşgul sandığım yeğenim filmdeki durumu kavramış, hem gerçek sanmış hem de biraz karıştırarak teyzesi Murat’ı seviyor sanmıştı. [...]
Yaşamın şifresi: Source Code!
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
Colter Stevens, Amerikan ordusunun Afganistan’daki birliklerinde görev yapan helikopter pilotudur. Geçirdiği bir kaza sonucu hafızasını kaybeder ve kendini bir trende karşısında bir bayanla seyahat ederken bulur. Ne olduğuna anlam veremediği garip bir durum içerisinde ve kafası hayli karışmış durumdadır. Seyahat sırasında sekiz dakika sonra tren patlar. Stevens, patlama sonrasında kendini kapalı bir alanda sıkışmış olarak bulur ve hiçbir şey hatırlayamadığını farkeder. Sıkışmış durumda bulunurken Colleen Goodwin isminde askeri bir yetkili kendisi ile irtibat kurar, askeri bir programda görev yaptığından ve olağanüstü bir olay yaşadıklarından bahseder. 2011′in Nisan ayında vizyona giren “Source Code” görünüş ve senaryo itibariyle her zaman olduğu gibi Amerikan ordusu ile alakalı bir hikâye ile paralel olarak yaşanan olayları anlatıyor. Her zaman olduğu gibi dememin sebebi ise bu [...]
Bir düşünce yolculuğu: Sinemanın Hakikati !
Ali Hasar yazdı. Kitap, Kutsal Amaçlar kategorisinde yayınlandı.
HAKİKAT | a. (haki:kat) 1. Gerçek: “Ayık olmak yani bu hayatı yaşamıyormuş gibi hissetmenin dayanağını hakikat içinde bulmak gereklidir.” -İ. Özel. 2. Gerçeklik. 3. zf. Gerçekten: “Beni oyaladı lakin hakikat adamakıllı içerlemiş.” – M. Ş. Esendal. – Türk Dil Kurumu – “Sanat aslında bir büyük sanatın farkına varabilmek için en değerli yollardan birisidir. Tamamen metafizik bir uğraş. Bu anlamda din ile sanatın birbiriyle bağı mutlaktır. Tarkovsky tanrısız bir sanata inanmadığını ifade ediyordu. Sanatçı, farkına varsın veya varmasın, kendi varlığının en gizli, en derin, en yüksek, en aydınlık katmanlarına ulaşmak için çabalayıp duran bir insandır. Sanatı bir varoluş biçimi hâline getirenler için edebiyat, şiir, müzik, tiyatro, sinema gibi sanatlar hakikate ulaşmanın birer aracıdırlar.” (1) Sartre’da Hakikat Algısına Kısa Bir Giriş ve Önceleme İnsan yaratılış fıtratından [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Dekalog 4 – Dekalog, Cztery (1990)
- Béla Tarr Röportajı
- Rang De Basanti (2006)
- Doğu, Batı, Kadın, Sinema ve Lilja’nın Sonsuz Acıları Üzerine
- Zamani barayé masti asbha (2000)
Sinemazingo Yorumlar
- Filmlerle Sosyoloji için Güneş
- Béla Tarr Röportajı için enver
- Rang De Basanti (2006) için Teoman
- Filmlerle Sosyoloji için Ömer Bekdemir
- Never Let Me Go (2010) için zehra



