Kutsal Amaçlar kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

Bu yazı, Milyoner (Slumdog Millionaire) filmini tavsiye eden ve daha çok kişi tarafından izlenmesine sebep oluşturan özellikle İslamî kesimdekilere ve aynı hassasiyeti taşıyan herkese karşı bir uyarı olması amacıyla yazılmıştır. Bir “şey”i –ne yolla olursa olsun- yayıyorsanız, o “şey” i yapma potansiyeline az çok sahipsiniz demektir. Ne yazık ki sinema eleştirmenlerinin (amatör-profesyonel) bir kısmı hâlâ tasvip etmedikleri bazı ideolojilerin reklamını yapıp, destek oluyorlar. Hadi canım sende. Yok, dur dinle… Slumdog Millionaire filminde Bollywood Hollywood’a neden yaranır? (1) a) Para için b) Çıkar için c) Akademi Ödülleri için d) Hepsi yazılmıştı Sanırım e şıkkına da ihtiyacımız olacak. D hariç hepsi. Filmde yalancı çaycı çocuğumuz turistlere Taç Mahal’i yanlış bilgilerle tanıtırken yakalanıp dayak yeyince, Amerikalı (people’s choice(!)) turistlere dönerek: “Gerçek Hindistan’ı görmek [...]

Bazı filmlerden gereğinden fazla etkilenmemiz, filmde kendimize yakın hissettiğimiz davranış, kişi veya içinde bulunmak istediğimiz veya hiç istemediğimiz olayların varlığından kaynaklanıyor. Bu etkinin sınırı aşmaması bizim elimizde. – Elinde silahıyla oturan bir Afrikalı fotoğrafı çeken yabancıya Afrika asıllı ama Afrika’da yaşamayan birinin nasıl tepki verdiğini, “Sizin yüzünüzden Afrika hep böyle biliniyor” dediğini biliyorum. Bu arada Afrika asıllı ama Afrika’da yaşamayan kişi de Afrika dili konuşmuyordu. Problemler bilmek istemeyeceğimiz kadar büyük, ürkütücü ve farklı olabiliyor ve biz hâlâ güneşin üzerinde 75 yazdığını sanıyoruz. Film: Hotel Rwanda *UN hep barış getirir (!) Amerikalılar ve Avrupalılar çok cicidir (!) Batı, tüm güçlü devletler, güvendiklerinin hepsi Poll! *Ama bir şey var; sen siyahsın, bir zenci bile değilsin. Afrikalısın. * Tutsi ve Hutuyuz ama Afrikalı [...]

Bir afrika atasözü der ki: “Afrika’da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini; yoksa öleceğini bilir.” Afrikalı derken afrika asıllı bazı Amerikalılardan bahsetmiyorum tabii ki. Çünkü onlar “Primeval” izliyorlar. Ve Primeval diyor ki: Eğer afrika asıllı bir Amerikalı isen baba toprağına lanet etme zamanın geldi. Aldığın her nefesi Amerika’ya borçlusun ve bu yüzden ömrünün sonuna kadar onun istediği gibi biri ol veya öl. Kötü yanı şu ki, Primevaldeki Afrikalı Amerikan, hem oluyor hem ölüyor. Bir Afrikalı kimin umrunda… Benim umrumda! Sen de kimsin?! Kısacası filmi, konusu her ne giz altına gizlenirse gizlensin ırkçılık kokusu rahatsız ediyor. Kimi rahatsız etmez ki… Kısacası filmin yapımcısı filmi yine amacı doğrultusunda törpülemiş. Törpülenen yerler bariz. Kısacası filmi bu zamazigoları [...]

-17 milyon kişi. Burası dünyanın en büyük 5. ekonomisi oldu. Burada kimse birbirini tanımıyor. Bir yazıda okumuştum. Burada adamın biri metroya binmiş. 6 saat boyunca turlamış durmuş. Onca zaman yanına oturan kalkanlar olduğu halde neden sonra öldüğünü farketmişler. Kimse farketmemiş. Hem de hiç kimse. ——- -Hey Max, İnsan Los Angeles’da metroya binince ölüyor ya, Sence bir farkeden olur mu? İnsanlar ölüyor, bu doğru. Büyük kentler buna daha çok tanık belki. Ölü insanların yaşadığı kentlerde sizin etrafınızda farkettiğiniz kaç ölü var? Yoksa siz de onlardan biri misiniz? Not: Filmle ilgili okunası bir bakış açısı.

…Filmi farklı kılan sebeplere gelince, bazı tabuları yıkmak için daha üstün iradelerin ne gibi şeyler olabileceği ve “kör”menin nasıl bir şey olmadığını, ayrıca birden o yazılmış kaderin bir parçası oluşunuzu göreceksiniz… Filmden sizin hayatınızı değiştireceğini beklemeyin, sadece iyi bir film.

Sayfa 10 / 11« ilk...7891011