Kutsal Amaçlar kategorisi altında yayınlanmış tüm yazılar

 Camus’un itirazı gibi: “Ben itiraz ediyorum” diyor. “Kime?” diye soruyorlar, “Tanrı’ya mı? Tanrı’yı kabul mü ediyorsun yoksa?” “Hayır” diyor. “Öyle ise kime itiraz ediyorsun” diye soruyorlar; “Bilinçsiz bir doğa varsa, biz de bilinçsiz olarak olmuşuz ve gelişmişiz demektir. İtirazın kime senin?”* Öyle zaman olur ki sorular karşısında fiyakalı entelektüel cümlelerimiz yoksa kendimizi kötü hissederiz. Bu anlamda kendini kötü hissetmek iyidir. Bizi düşünmeye sevkeder. Sevketmekle kalmaz sorular birbirini kovalar ve bu sefer hepsinin bir cevaba ihtiyacı doğar. Bir İspanyol atasözü demeye çalışır ki: “Arının yediği bala dönüşür, örümceğinki ise zehire…” Yani bu Endülüs atasözüne göre, bal zaten vardı. Sen arı olma telaşında değilsen ne kadar yersen ye seninkisi zehire dönüşecektir. Ne mutlu arıyım diyene. * İnsanın Dört Zindanı /Ali Şeriati

Bu, “sinemazingo yanılmadı” tarzında bir girdi değil. Bu, evreni okumada değişmeyen sistemolojinin sinemazingo boyutu. Bu, “Amerika Müslüman oluyor” tarzında bir girdi değil. Bu; dini, dili, ırkı ne olursa olsun kasıtlı, kötü niyetli her oyunun bumerang gibi geri dönmesi boyutu. Amerika Birleşik Devletleri’nde “Burada şeriat istemiyoruz” “Burada cami istemiyoruz” pankartları ile defalarca protesto edildi 11 Eylül uzantıları. Ne protesto edildi? İslam? Tanrı? Ardından camilerde İslam’ı doğru anlatmak için konferanslar düzenlendi ve Kur’an Mescidi’ne bir hafta içinde Müslüman olmayan ve İslam’ın ne olduğunu bilmek isteyen 100 Amerikalı gayr-i Müslim kendi arzusuyla geldi. Bir tanesi cami çıkışı şu sözleri sarfediyor: -“Açıkcası camiye girmeden önce korku ve tedirginlik hissediyordum ama söylenenler çok farklı ve buna şaşırdığımı söyleyebilirim.” İslam’ı hedef seçmek için 11 Eylül’ü oluşturanlar [...]

Eğitimciler bilirler, -amiyane tabirle- şekil verilemeyen insanlar vardır. Hiçbir öğretmencik bu insanlarla karşılaşmayı dilemez; idealist olanlar ise bu tiplerle karşılaşmayla kendilerindeki seçilmişliği fark ederler. Kötüye giden bir insanla karşılaşmanız, eğer kötüye gittiğini söylüyorsanız –ki bunu fark etmişsiniz- bu onu o yola karşı uyarmak için seçilmişsiniz demektir. Çünkü siz artık haberdarsınız ve tesadüf diye bir şey yoktur. Eğitimcilerin vazgeçilmez gündemi olan bu konuya Dead Man Walking gibi filmlerden uygulanabilir cevaplar bulabiliriz. Şöyle ki: Eğer önünüze düşen bataklıktaki çocuğu oradan çekip çıkarmak öncelikle onunla samimi bir muhabbet seviyesine geçmenizi arzeder. Elimizdeki kumaş zaten yıllardır bir şekilde olduğu için –burada genç yaş ve üzerinden bahsediyoruz- doğrudan bir iletişim bir çoğunda hiçbir işe yaramayacaktır. Öncelikle size karşı saygısızlığını ve kötü yoldaki gidişatını ve bunu [...]

Bir filmi gerçekten beğendiyseniz, beğenmeyenler filmi anlamamış, beğenenler ise sizin kadar zeki olurlar. Filmin sizde bıraktığı etki ise tam olarak zaaflarınızla ilgilidir. Ne acı. Yarın başınıza mistik bir olay gelse Hafiften bir rüzgar esse Etraftaki insanlar birdenbire insaniyetini kaybetse İsrail’den bahsetmiyorum Bitkilerin yayabileceği bir virüs Veya havaya bulaşan ve hava olan her yere ulaşabilen bir korku En kabaca tabirle, farklı bir şeyler oluyor Siz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz çünkü ne olduğunu anlayabilmiş değilsiniz Niçin olduğunu bile bilmiyorsunuz Ve korku taşıyan rüzgarı ensenizde hissetmeye başlıyorsunuz… Elliot Moore: “Bilim adamları kitaplara koyacak bir neden bulurlar ama sonuçta bunlar yalnızca teori. Anlayışımızın ötesinde güçler olduğunu kabul etmeyi bir türlü beceremiyoruz.”

-Evet, büyüyünce zenci olmaya karar vermiştim. -Sınır yoksa özgürlük yok. Özgür olman için kendi sınırını kendin seçmen gerek, başkalarının senin sınırını seçip sonra da özgürlük adına sana dayattırdıklarını bir bilsen… -Önce siz kıtanızdan kıtalarca uzağa gidip İngilizce’nizi onların ağzına soktunuz, sonra da onlar doğal olarak İngiltere’ye geldiklerinde pislik Pakiler oluyorlar? -Dahi olduğumu bilseydim de aynı şeyi yapardım. -Herkese iyi davran ki, Hızır olan memnun olsun. -İşe insaniyeti karıştırmak, ömre anlam katıyor. Amerikalı: İşmail! İranlı: Benim adım İsmail! Ve; Biliyor musun? Yaşamak için orman yangınının olmasına ihtiyaç duyan böcekler var. Birisi… Filan… Filan yaşamasa ne olur? Orman yangınları zararlı mıdır? Ve her şeyin bir şeylere bir zincirin halkaları gibi muhtaç oluşu. Orman yangınına muhtaç olan filan, filana muhtaç olan insan. Ve [...]

Sayfa 5 / 11« ilk...34567...10...son »