Sinema sanatın neresine düşer?
Ömer Bekdemir yazdı. Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Sinema üzerine bolca atıp tutulabilen bir kavram. Kişi hayatında hiç sanat mefhumu hakkında düşünmediği halde ”Sinema şüphesiz yedinci sanat” diyebilir. Muhterem yedi tane sanat dalı sayamayabilir, ama bu iddia da bulunabilir. İfade özgürlüğü var. Sinemanın sanatların en hakikisi olduğunu düşünenler var. Sinemanın sanatla uzaktan yakından alakası olmadığını düşünenler var. Kişinin düşüncesi bilgiye dayanması gerekmez. Düşünce özgürlüğü var. Sanat Aristo’ya göre gerçeğin taklidi. Bu taklit bir araca (medyum) ve bir usule/biçime bağlı. Sanat ne kadar çok taklit ederse o derece az soyutur (abstre). Fakat sanat hiçbir zaman gerçeği tamamıyla kopya edemez. Sinema alanındaki taklit de gerçeği yakalayamaz. Çöküş veya Inglourious Basterds filmlerindeki Hitler karakterini Hitler kendisi oynasaydı bile gerçek olmazdı. Bu sanat anlayışına göre edebiyat da sanat. Nitekim Eski Yunanlılara ve [...]
Sinema hakikate yaklaştırma sanatı mıdır?
Ömer Bekdemir yazdı. Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Sanat, edebiyat ve sinema, bilim değil kültürdür. Onun için bu saydıklarım üzerine konuşurken bilimsel gerçeklik ifade ediyormuş gibi yapmamak lazım. Kısacası kültür alanındaki bütün (dar) tanımlar ve anlayışlar bilimsel değil görüşseldir. Görüşsel? Mutlak tanımların yapılabileceği alan kültür alanı değildir. Matematikteki toplama işleminin veya fizikteki hızın mutlak bir tanımı vardır. Bu tanımlar değişik kelimelerle yapılsa bile bütün dünya aritmetikteki işlemlerin ne anlama geldiği konusunda hemfikirdir. Sayıların sırası/değeri üzerine ve “+ ^ =” işaretlerinin işlevi üzerine mutabakat sağlamış kişilerin “2+1=3″ olduğunu kabul etmesi lazımdır. Sinema da ise bu tarz net mutlak tanımlar yapmak ve bu tanımlar üzerinden genel mantiki anlayışa varmak mümkün değildir. Sinema, insanların icadı ve tamamıyla insana dayanan bir ifade biçimidir. Onun için sinemanın evrensel kuralları yoktur. Sinemanın teknolojisi vardır [...]
Dünyanın Orta Yeri Sinema
Bekir Arslan yazdı. Kitap, Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Sinema üzerinde çokça düşünmüş ve bu işi dert edinmiş bir kişi olan Sadık Yalsızuçanlar, 2006 yılında kendisi ile yapılan bir söyleşide şöyle der: Dünya sinemadır, sinemayla daha kolay yaşanır ve çekilir bir hale gelebilir. Dünyayı anlamanın en kullanışlı ve kolay yollarından biridir. Bir bilge, ‘Dünyanın geçen kısmı hayal, kalan kısmı hülyadır.‘ der. Madem sinema bir rüya sanatıdır ve dünya yaşamı bir rüyadır, o halde sinema hayati bir sanattır. Varoluşsal bir dildir, varlığa ilişkin sorulacak sorular için elverişli bir alandır. Sinema tabii ki biraz eğlencedir, kısmen demokrattır (para yatırılacak, seyirci beğenecek ve yeni filmler için para verecek) üstelik eşitlikçi demokrasinin bir sanatıdır -herkes bakmasını (görmesini miydi yoksa?) bilir-, ama sinema daha çok bir rüya içinde rüyadır, bu gerçeğin dilidir. Dünya yaşamı, [...]
Batı’nın Hayat Şartları ve Hollywood Sineması
Bekir Arslan yazdı. Amerikan Sineması, Kutsal Amaçlar, Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Hollywood sinemasının son yüzyıl içerisinde savaşlara olan katkısı bilinçli sinema seyircileri tarafından bilinen bir durum. Ortadoğu, Afrika ve kısmen Asya’da, Amerika Birleşik Devletleri tarafından düzenlenen operasyonları tüm dünya nezdinde haklı göstermek çabası büyük başarı sağladı bu noktada. Öyle ki çoğu savaş filminde baş kahramanın yaptığı hareketler takdirle karşılanırken, filmin sonunda izleyici derin nefes alarak rahatlar ve başarı sağlanmış olur. Öyle ki kötüler (!) kaybetmiş, iyiler (!) kazanmıştır. Bu, gözle görülebilir bir gerçektir artık. Fakat Hollywood sinemasının bana göre en büyük hizmetlerinden biri de Batı’nın hayat şartlarını tüm dünyaya ezici bir şekilde sunmasıdır. Nasıl böyle bir kanıya vardığımı bir kaç örnek üzerinde görelim: 1997 yılında, yönetmen Jonathan Mostow tarafından çekilmiş Breakdown, arabaları yolda arızalanan ve bunun sonucunda başlarına kötü hadiseler gelen [...]
Aşk-ı Memnu’nun Kitabı Çıkmış!
Bekir Arslan yazdı. Neden Sinema? kategorisinde yayınlandı.
Televizyon denilen zamazingonun içerisinde türlü türlü kanallar mevcut. Bilim adamlarının araştırmasına göre -tamamen benim sallamam!- bir haftada gösterilen dizi sayısı 170′in üzerinde. O bilim adamları kimse gerçekten alınlarından öpmek istiyorum o ayrı konu. Ülkemde ilginç bir durum var aslında. Mesela hatırlıyorum brezilya dizilerinin revaçta olduğu dönemlerde annem ve çoğu kişinin annesi yalan rüzgarına kapılmıştı. Yani anlatılan hikâyeden midir bilinmez ama insanları kendine bağlayan bir diziler silsilesiydi o zamanki diziler. Aynı durum şimdi üzerinde yaşadığımız topraklarda mevcut gibi. Mesela yine araştırmışlar adamlar ki yurtdışına -özellikle ortadoğu- ihracatı tavan yapmış bir dizi sektörü var artık karşımızda. Satılan dizilerin konuları ise tahmin edilebilir. Ve bu sektör, yüzbinlerce insanın ekmek kapısıymış artık. Yani açıkçası eleştirirken bile tedirginim aslında. Yukarı, aşağı tükürme meselesi sonuçta. Bu [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- AFDA – Sindiswa (2006)
- The Fantastic Flying Books of Mr. Morris Lessmore (2011)
- Mooz-lum (2011)
- A Londoni férfi (2007)
- Ölüm Gibi Güzelsin
Sinemazingo Yorumlar
- Dekalog 1 – Dekalog, Jeden (1989) için Welliron
- Kimse az-çok âşık olamaz: Bottle ! için Ahmet
- Beed-e majnoon (2005) için Ölüm Gibi Güzelsin | Sinema, benzeri zamazingolar ve sinepsikoloji
- Doğu, Batı, Kadın, Sinema ve Lilja’nın Sonsuz Acıları Üzerine için Welliron
- Beed-e majnoon (2005) için muhyiddin



