Kars’ı Gezici Festival için gittiğimde ‘keşfettim’. Daha önce de gördüğüm bir şehirdi fakat o zaman hayal kurma imkânını bulamamıştım. Benim için ‘sinematografik’, ‘hayal kurma imkânı veren’ demek. Kars bu anlamda sadece coğrafyası ve mimarisiyle değil, insani yaşam ritmiyle de bir hayal yeri. Beni ilgilendiren Kars’ın doğululuğu değil de yüksekliği. Kars hem coğrafi hem de manevi anlamda yüksek bir yer. Zaman anlamında da yüksek, sanki o yükseğe asılmış, bütün zamanlara tepeden bakıyor gibi. İnsan kendini orada ‘yüksek’, yani özgür hissediyor. Kars kolay kolay belli bir zamana ait olduğu söylenecek yer değil. Filmlerimde hep ‘geniş zaman’ kullanmaya çalıştığım için, Kars bu zamanlar ötesi zenginliğiyle beni çok çekti. Zaten unutamadığım tatlı melankolisi de buradan geliyor. Beni en çok etkileyen Atatürk heykelinin bulunduğu meydan. [...]
Yimou Zhang imzalı filmin ismi olabildiğinde sade: Yaşamak. Herhangi bir iddia gütmeden, fazladan bir çaba gerektirmeden içine gark olduğumuz bir eylem, yaşamak. Filmin ismi iddialarıyla yaşamak ya da intikam için yaşamak da olabilirdi ama değil. Bu yalın eylemin isimlendirdiği film de aynı şekilde doğal bir tarzda çekilmiş çünkü. Yalnızca yaşayaduran bir ailenin öyküsü anlatılmış filmde. Kumar uğruna evini ve eşini kaybeden baba kumarı bıraktıktan sonra iş sahibi olur, ailesini geçindirir. Çin’in kültür ihtilali yıllarına denk gelen zamanlarda iki büyük olay yaşar aile: Oğullarının okulda bir kaza sonucu ölümü ve kızlarının evlenmesi. Filmin konusu bundan ibarettir. Filmin en başlarında, babanın kumar oynadığı ve evini kaybettiği sahnelerde, bu kumarbaz, müflis karakter için yanlış bir oyuncu seçimi yapıldığını düşünmüştüm. Ayakta bile durmakta güçlük [...]
The Time That Remains (2009)
İbrahim Sâki yazdı. Asya Sineması, Tavsiye Filmler kategorisinde yayınlandı.
“İsrail’e ve onun temsil ettiği her şeye karşı duruyorum.” (Elia Suleiman) İsrail’in Filistin’e uyguladığı baskı yönteminin ana arterini oluşturan ivme sandığımız gibi sürekli Filistin halkının kitle imla silahlarıyla, tanklarla, roketlerle öldürülmesi ve ateş altında tutulması değildir. Onlara uygulanmak istenen asıl yöntem, genlerinde varolan mücadeciliği ve vatanperverliği tetikleyen esas unsur olan umut ve inancı, Filistin’i bir nevi açıkhava hapishanesine çevirerek kırmaktır. Zira Filistin halkı ne kadar inanırsa ve ne kadar geleceğe hayal götürürse, İsrail o kadar korkacak ve sinir nöbetlerine tutulacaktır. Onca katliama, onca bedensel ve ruhsal iğfale rağmen sanki hiçbir şey yokmuş gibi rutin hayatlarına devam eden insan kitleleri görmek, şüphesiz tüm zulüm mekanizmalarının bilinçaltında yer eden en travmatik korkudur. Katastrof (çapraz kesim) cezasına çarptırdığı sihirbazların kesilen organlarına rağmen gözlerindeki [...]
Lakposhtha hâm parvaz mikonand (2004)
Bekir Arslan yazdı. İran Sineması kategorisinde yayınlandı.
“Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum.” – Bahman Ghobadi “İyi günler gelecek, adaletsizlik, talihsizlik ve zorbalığın sonu. Biz sizin dostunuz ve kardeşiniziz. Bize karşı olanlar düşmanımızdır. Bu ülkeyi cennet yapacağız. Acılarınızı dindirmeye geldik. Biz en iyiyiz.” – Amerikan helikopterlerinden kampa atılan kağıtlara yazılı notlardan Lakposhtha hâm parvaz mikonand, (Kürtçe: Kûsî jî dikarin bifirin, Türkçe: Kaplumbağalar da Uçar, İngilizce: Turtles Can Fly) Amerika Birleşik Devletleri’nin 2003 yılında Irak’a müdahale etmesi arefesindeki Irak-Türkiye sınırında kurulmuş, Kürtlerin çoğunlukta olduğu bir mülteci kampındaki hayat mücadelesini anlatıyor. Irak – İran ortak yapımı filmin yönetmeni Bahman Ghobadi en az silahlar kadar etkili ve zihinleri, vicdanları hedef alan anlatımıyla savaş ortamının çaresizliğine gayet sade bir şekilde şerh düşmüş. Halepçe Katliamı’ndan (1) kurtulan bir çok insanın da bulunduğu bu [...]
Klass, Avrupa genelinde okullarda artan şiddet olaylarından sadece birini konu alan, Ilmar Raag yönetmenliğinde 2007 yılında hazırlanan, Estonya yapımı film. Gerçek bir hikâyeden esinlenilmiş olan filmdeki bir çok oyuncunun ilk deneyimi olmasına rağmen etkili bir anlatım sunulmuş. Puslu ve nispeten karanlık havası olan Doğu Avrupa ülkelerinden Estonya’da küçük bir lisenin ortalama bir sınıfında meydana gelen olayları anlatıyor. Ergenlik yaşındaki insanların kendilerini ispatlamak amacıyla başka diğer insanlara iyi davranmadığı aşikârdır. Ülkemizde her nesil bir şekilde bu tür şiddet olayları ile karşılaşmıştır. Küçük düşürme, alay etme, zarar verme, aşağılayıcı tavırlar takınma, bunlara maruz kalan insanlar için o yaşlardaki en büyük sorun. Kişiliğin yerleştiği bu kritik dönemdeki davranışlar ve ani kararlar ise hayatın bütününü etkileyebilir düzeyde. Her fırsatta aşağılanan ve hor görülen Joosep ile [...]
Sinemazingo Filozofo
Sinemazingo Yazarlar
Son Sinemazingolar
- Dekalog 4 – Dekalog, Cztery (1990)
- Béla Tarr Röportajı
- Rang De Basanti (2006)
- Doğu, Batı, Kadın, Sinema ve Lilja’nın Sonsuz Acıları Üzerine
- Zamani barayé masti asbha (2000)
Sinemazingo Yorumlar
- Filmlerle Sosyoloji için Güneş
- Béla Tarr Röportajı için enver
- Rang De Basanti (2006) için Teoman
- Filmlerle Sosyoloji için Ömer Bekdemir
- Never Let Me Go (2010) için zehra



