Küçük şehirlere gidip, oradaki insanlar için konserler vermek zorunda olduğumuzu hissetmiştik. Bu insanlar aynı zamanda bize destek çıkan insanlardı. O yüzden gerçekten çok güzeldi. Kjartan Sveinsson Sanırım biz de bir şekilde borcumuzu ödüyoruz. Georg Holm — Heima, Melodik, klasik ve minimalist öğeler kullanan, İzlandalı post-rock grubu Sigur Rós ekibi tarafından hazırlanmış bir belgesel film. Dünya turunda olan grubun, 2007 yılında bir dizi ücretsiz, haber verilmemiş konserler için İzlanda’ya dönüşünün, eve dönüşün hikâyesi. Çünkü İzlanda dilinde “Heima”, “evde” manasına geliyor. Grup, Jón Þór (Jónsi) Birgisson, Georg Hólm ve Ágúst Ævar Gunnarsson tarafından 1994 Ağustos’unda İzlanda’nın başkenti Reykjavík’te kuruldu. İsimleri, Jónsi’nin grubun kurulduğu günde doğan kız kardeşi Sigurrós’tan gelmektedir. 1997′de, Von‘u (Umut), 1998′de de albümdeki parçaların remixlerini barındıran Von brigði çıkardılar. Remixlerin [...]

Mouchette, 1967 yılı yapımı Robert Bresson başyapıtı. Fransızca, ‘küçük sinek’ demek. Georges Bernanos’un kitabından uyarlama olan bu film sefalet, acımasızlık, merhamet ve toplumun kendi içinde düştüğü inkara, yalan ve de daha fazlasına işaret ediyor. Mouchette, toplumun sancılı çocuğu, vicdanlara seslenen, savaşın artıklarından kalan bir kız çocuğu. Bresson’un evrenindeki katran kalplerine sunduğu bir zıtlığın perdesi Mouchette. Kasabada Mouchette’in başından geçen olaylar silsilesi kaderi, insanın içinden asla çıkamayacağı acı gerçekliğini sunuyor. Bresson, Bir Taşra Papazının Güncesi ve Au Hasard Balthazar filmlerindeki gibi, sadeliğe yöneliyor. Mouchette’in alkolik babası, yatalak annesi ve küçük kardeşiyle kasabaya bir kasvet çöküyor. Babası, toplumun içindeki en zayıf karakter. Mouchette’e ilgisizliği, ona sertliği ve de bu zayıf karakter yapısının ardında yatan merhametsizliği Mouchette’in çemberindeki insanlara öz bir tahlil sunmakta, [...]

Bizim hayatımızın kurtardığımız hayatlardan pek de farklı olmadığını düşünüyorum. Hepimiz misyonumuzu tamamlıyoruz. Belki de hiçbirimiz yaşadıklarımızı tam olarak anlamıyor ve yeterli zamanımız kalıp kalmadığını hissedemiyoruz. Kathy Never Let Me Go, 1954 Japonya doğumlu, yazar Kazuo Ishiguro’nun ödüllü bir çok kitabının yanında 2005 yılında yazdığı bir roman. Ailesinin durumları sebebiyle beş yaşından itibaren İngiltere’de yaşamaya başlayan Ishiguro, İngilizce, Felsefe üzerine çalışırken East Anglia Üniversitesi’nde Malcolm Bradbury’den yazarlık eğitimi almış. Bu eğitimden sonra tercihini yazarlık olarak belirlemiş ve tüm mesaisini yazarlığını geliştirmek için harcamış. A Pale View of Hills (Uzak Tepeler, 1992), An Artist of the Floating World (Değişen Dünyada Bir Sanatçı, 2008), The Remains of the Day (Günden Kalanlar, 1993), The Unconsoled (Avunamayanlar, 1995), When We Were Orphans (Çocukluğumu Ararken, 2002), Never Let Me Go (Beni Asla Bırakma, 2005) [...]

Benigni, 2009 yılında Finlandiyalı vektörel tasarımcı Elli Vuorinen’in yapımcılığını yaptığı,  Elli Vuorinen, Jasmiini Ottelin, Pinja Partanen tarafından stop-motion tekniği ile hazırlanan kısa animasyon. “Benigni” Fince “iyi huylu” manasına geliyor. Yalnızlık içinde can sıkıntısı çeken ksilofon (bir perküsyon entsrumanı. ritm enstrumanı olarak da bilinir) sanatçısının kolunun altında çıkan tümör ile yaşadığı bir takım olayları konu ediyor. Tekniğinin yanında ilgi çekici bir konusunun olması, filmin düşündürücülüğünü olumlu manada etkiliyor. Filme konu olan can sıkıntısının temelinde yalnızlık bulunmakta. Filmin kahramanı bu sıkıntıdan kurtulmak için değişik işler yapsa da onun ihtiyacı beraberce vakit geçireceği bir kişidir. Sonunda onu bulur fakat alışılagelmiş bir arkadaş değildir. Her ne kadar gelen arkadaş değişik olsa da sıkıntısının azaldığını hisseder ve olaylar gelişir. Benigni, izlenmesi gereken, müziklerin ve  seslerin yerli yerinde [...]

Prologue (Visions of Europe), Béla Tarr’ın 2004 yılı yapımı kısa filmi. Hiç konuşma olmayan bu kısa film çalışmasında yüze odaklı ve siyah beyaz çekimler yapılmakta. Béla Tarr’ın Karhozat’ı olsun, Werckmeister Harmoniak filmi olsun, Satantango’sunda da yüz ağırlıklı ve ağır çekimler vardır. Tarr’ın burada yaptığı izleyiciyi durumun içine hapsetmek, o atmosferden kolay kolay çıkarmamaktır. Birbirine karışmış yüzlerden ve grilikten anladığımız Avrupa ve Dünya yüzleri. Her birinin ayrı öyküsü var. Hepsi sessiz bu evrende. Yorgunluğun karışıklıklara ve kırışıklıklara büründüğü gizemin ardında kalansa yaşamın katlanılmaz savaşı. Hayat hep bekleyiş, hep ümit etme, olguların arkasına gizlenmeden ibaret. Macar Sineması’nın Parlayan Yüzü Béla Tarr, Prologue ile kesitten bütünsele gidiyor. Sanatını armonilerle buluşturuyor. Hüznü, sevinci ve vicdanı yerleştiriyor o kalabalıkta. Tokat atıyor, gülüyor, hüzünleniyor, hicvediyor. Lars [...]

Sayfa 4 / 37« ilk...23456...102030...son »