“Çocuklarınızı çok öpün, her öpüşte Cennetteki dereceniz yükselir.”

Hadis-i Şerif, Buhari

Gördüğümüz şey, hissettiğimiz şey ve görmediklerimiz de hissetmediklerimizdir. Ama bazen gördüklerimiz, aslında öyle değildir. Ve asıl görmediklerimiz öyledir.

Ishaan

Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen fakat hiçbir şeyin değerini bilmeyen insandır.

Oscar Wilde

taare-zameen-par-her-cocuk-ozeldir-every-child-is-special-like-stars-on-earthSolomon Adalarında, yerli halk ormanın bir bölümünü tarımda kullanmak istediklerinde ağaçları kesmezlermiş. Onun yerine ağaçların etrafını sarıp bağırarak sövüp sayarlar lanet okurlarmış. Bir kaç güne kalmadan ağacın yaprakları solar, kuruyup büzülür ve kendi kendine ölüp gidermiş. Öyle ki suya yapılan müzik deneylerini de duymuş olmalısınız. Agresif ve isyankâr müziklere maruz kalan suyun yapısında ciddi değişiklikler gözlemlenirken, dingin, kendi içinde sakin müziklere karşı suyun daha da berraklaştığı farkedilmiş. İnsan haricindeki yaratılmışların hassas yapıları bu tür durumlardan ciddi manada etkileniyorsa insan neden etkilenmesin? Sanırım hikâyemizin can alıcı noktası bu. Eğitimin de tedbir almak zorunda olduğu bir durumdur ayrıca. Yetişme ortamına da bağlı olarak insan kendi yetenekleri nispetinde hayatını devam ettirmeye çalışır. O halde meslek adını verdiğimiz durumun ana kaynağını bu şekilde belirtebiliriz.

Taare Zameen Par, (Türkçe: Dünyadaki Minik Yıldızlar, İngilizce: Like Stars on Earth) ülkemizde “Her Çocuk Özeldir” çevirisi ile ünlenmiş 2007 yılında hazırlanmış bir film. Son zamanlarda kendine özgü sinema vizyonu ile dikkatleri üzerine çeken Aamir Khan’ın yapımcılığı, yönetmenliği ve oyunculuğuyla zenginleştirdiği bir Bollywood filmi. Hollywood sektöründe uzun zaman önce eskitilmiş “hayat değiştiren insan” fikri üzerine kurulu gibi gözükse de kendi içinde samimiyeti farkedilebilir. Filmin hikâyesi aslında çok basit. Disleksik bir çocuk olan Ishaan’ın resim öğretmeni sayesinde normal dünyaya uyum sağlama sürecini anlatır. (bkz: disleksi) Disleksi en sık öğrenme bozukluklarından biridir. Bu bozukluğa sahip olan çocukların yaşıtlarından zihinsel açıdan herhangi bir eksiği yoktur. Öğrenme yavaşlığı onları toplumdan uzaklaştırır.

taare-zameen-par-her-cocuk-ozeldir-every-child-is-special-like-stars-on-earth

Ailesi tarafından disleksik olduğu farkedilmeyen Ishaan, çoğu zaman yaramazlıkla, tembellikle, başarısızlıkla suçlanır. Sokak oyunlarında dışlanan ve oyunlara dahil edilmeyen çocuklardandır. Ishaan’ın farklı şeyler peşinde olduğunu filmin ilk sahnelerinden itibaren farkederiz. Diğer çocuklardan uzakta, kendi dünyasında hayalleri ile yaşayan bir öğrencidir. Ailesinin, öğretmenlerinin sınıflandırdığı gibi başarısız bir öğrencidir. Ödevlerini yapmadığı için ceza alan Ishaan’dır. Dikkatini derslere toparlayamadığı için kendine daha ilginç gelen şeylerin peşindedir. Okulu kırıp o yaşta ve tek başına sokaklarda gezmek, farklı şeyler görmek, kimseyi umursamadan hayal kurmak onun vazgeçemediği bir durumdur. Okulundaki öğretmenlerin de ailesini zorlaması ile Ishaan yatılı bir okula verilir. Okul, en inatçı öğrencileri bile dize getirebilecek disiplinli bir okuldur. Öyle ki yatılı okulda görev yapan bir öğretmen bulunduğu yeri şu şekilde tanımlar:

Çocuklar mücadele edebilmeyi, başarmayı, geleceklerini garanti altına almayı öğreniyorlar. Okulumuzun düsturu: ”Düzen, Disiplin, Hizmet”tir.

Bu noktadan sonra genel bir sorun olarak eğitim sorunu ele alınır. Yönetmenin ciddi eleştirileri tokat gibi vurmaya başlar. Bir taraftan insanların kendi öğrenme hızlarına göre eğitim almaları gerektiğini savunurken bir taraftan devlet politikalarını eleştirir. Bunu duygusallığa bırakmadan insan özelinden anlatır. Ishaan’ın yatılı okula geldiği ilk gün bahçede asker gibi uygun adımda yürütülen öğrencilerin görülmesi tek tipleştirme politikalarını eleştirir niteliktedir. Sistem eleştirisi yaparken de tüm suçu sisteme atma ucuzluğuna da düşmez yönetmen. Çuvaldızı insanların kendi vicdanlarına dokundurmalarını da ister. Doğumundan sonra yarış atı yetiştirir gibi eğitilen insanların sistem içinde eritilmesine de bir yakarışı vardır:

- Yani benim oğlum zihinsel özürlü anormal biri mi demek istiyorsunuz?

- Çok tuhafsınız.

- Şuna bakın.. (elindeki resimleri gösterir) Bu, keskin bir zihnin, kuvvetli bir hayal gücünün ürünü. Senden benden çok daha yetenekli.

- Ne işe yarar ki?

- Ne demek ne işe yarar? Daha ne istiyorsunuz ki?

- Büyüyünce ne olacak? Yaşam şartlarıyla nasıl mücadele edecek? Ölene kadar ben mi besleyeceğim onu?

- Anlıyorum. Gerçek hayat; acımasız, rekabete dayalı bir dünya herkes çocuğu dereceye girsin, birinci olsun istiyor. Doktor, mühendis, yönetici daha azı kabul edilemez. Yüz üzerinden 95.5.. 95.6.. 95.7. daha azı prestijsiz, değil mi? Allah aşkına bir düşünün her çocuğun kendine özgü yetenekleri, kapasitesi ve hayalleri vardır. Ama yok öyle, herkes aynı yarışta aynı şekilde yetişmeli! Beş parmağın bile beşi bir değil. İsterseniz itip çekin, aynı hizaya getirmeyi deneyin. Parmaklarınız kırılır.

Genel bir kabul olarak insan, insandır. Sıfatlara ihtiyacı olmadan her çocuk, her insan özeldir. Albert Einstein, Ozzy Osbourne, Leonardo da Vinci, Graham Bell, Henry Ford gibi disleksik olan insanlar gibi insandırlar. Unutulan veya farkedilmeyen bir olgudur her insanı kendi gibi kabul etmek. Ülkemizdeki çarpık eğitim sisteminin sorunlarının temelinde de bu yatar. Üniversite hayatında Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği eğitimi alan benim gibi insanlar, şimdi okullarda bilgisayar tamir etmekle veya her biri potansiyel alıcı konumundaki çocuklara en verimli çağlarında hâlâ ofis programları öğretmekteler. Zamana en çok ihtiyacımız olan şu zamanda insanlar daha verimli şeylere yönlendirilebilir. Şuan Bilgisayar Öğretmenliği görevinde bulunmasam da değişik eğitim kurumlarında görev yapan bir çok arkadaşım mevcut. Aldığımız eğitim, bireysel ve kendi hızında öğrenmeyi destekleyen, ona göre proje hazırlamayı gerektirirken bir çok öğretmen arkadaşım sistemin çarkına kendini kaptırmış veya kaptırmamak için çırpınmakta. Branşı ne olursa olsun insan eğiten bir çok insan, manevi tatmin duygusu alamadığından dolayı her çocuğa özel nazarıyla bakamaz hale geliyor. Onun için çocuk bir iştir. Veya bakıcılığını üstlendiği bir pozisyonundadır. Bu maalesef alışmışlığın sonucudur. Bu konuda kendini rahatsız hisseden bir çok kişi de yine kendi çabalarıyla “adam adama markaj” tabir edilen sistemle öğrencilerle tek tek ilgilenmeye çalışıyorlar. Sistemin dikte ettiği şeye karşı durmak da ancak insan yetiştirmekten geçiyor. Her yaşayan bilecek ki sınavlar neslinin bilgi yoğunluğunda yetişmiş insanlarız. Maruz kalınan bilgi yoğunluğu, tertemiz zihinleri kapitalizm tuzağına itmekte gecikmiyor ve gecikmeyecektir. Ishaan gibi çocuklar bir tarafa, diğer insanları görmeyi engelleyen bir dünya sisteminin tam ortasındayız. Ve yanlış eğitim metodlarının eğri yetişen dallarıyız.

taare-zameen-par-her-cocuk-ozeldir-every-child-is-special-like-stars-on-earth

Filmdeki anne-baba karakterleri ayrı birer ekol olarak ele alabiliriz. Anne vicdanına karşı babanın hayat şartlarını öne sürerek çocuğunu sınıfsal başarmaya mecbur tutması bireyi ikilemde bırakır. Başarı tam olarak nedir? Belirtilen kriterlere göre yaşamadığı sürece insan başarısız mı kabul edilmelidir? Görevini en iyi yapan vatanına en çok hizmet edendir düsturu bu başarının neresindedir? Veya akademik olarak yükselmek hayat için ne kadar mühim? Sorular daha da çoğaltılabilecek türden. Takvanın ancak yegâne üstünlük sayılabileceği bir hayattan bahsedebiliyorsak sistemin kendi kurallarını koyduğu başarıların da bir kıymeti kalmayacaktır. Ancak bu demek değildir ki dünya boş bir uğraştır. Dünya, gideceğimiz kesin olan diğer hayatın tarlasından ibaret olan oyun alanıdır.

İnsanlığın geneli gibi başaramadığını söylemek yerine çözümü dikkatini dağıtmakta bulan Ishaan, insanın kendisini temsil eder. Resim öğretmeninin pazar günü yaptığı etkinlikteki insan çeşitliği ile Ishaan’ın okula ilk geldiği günkü tek tiplilik arasındaki uçurumu renklerle anlatması da ayrı bir not olarak değerlendirilebilir.

taare-zameen-par-her-cocuk-ozeldir-every-child-is-special-like-stars-on-earth

Sonuç olarak Aamir Khan’ın yazıp, yönettiği bu film, nazarlarımızı tazelemek açısından izlenmeye ve tavsiye etmeye değer bir yapım. Özellikle anne-babaların, kendini eğitimci olarak görenlerin, öğretmenlerin ve aslında herkesin izlemesi gereken bir film.

Ve biz bu sorunları çözmeyi hayal ederken bile binlerce bebek dünyaya geliyor.

~ Taare Zameen Par, Her Çocuk Özeldir, Like Stars on Earth ~

Bu yazı için 1 Yorum yapılmış.

Yorum yaz

Benzer yazılar